Radyoda Konuşmak, Pazarda Tezgah Açmak
Nisan 12, 2011 Cuma'dan başlayarak 3 güzel gün geçirdik, aslında çok da yorulduk; hala tam kendimize gelmiş değiliz; yazınca son kalan tortunun da buharlaşıp havaya karışacağını biliyoruz, o yüzden vakit kaybetmeden başlayalım anlatmaya...

Her şey Cuma günü sabah 6:40'daki ada vapuruna binmemizle başladı. Büyükada'dan Kabataş'a, deniz ve gök arasındaki her şeyi pastel renklerle boyayan bir ışık altında yolculuk ettik. Şehre varır varmaz, ışık azaldı, arabalar arttı. Karmaşaya çok dalmadan içimizdeki sakinliği korumaya çalışarak güne başladık. Önce Tophane'deki depoya seyirtip, Ankara'ya gidecek kitapları, Ankara'ya gidecek olan bir tanıdığın arabasına yerleştirme işini hallettik. Sonra da Harbiye taraflarına, Açık Radyo'nun yakında taşınacağı binasına gittik. Zira bu sefer her Cuma saat 10:30'da kulak kabarttığımız 'Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam' programının dinleyicisi değil konuğuyduk. Zeynep Çelen'le yarım saat boyunca Sinek Sekiz Yayınevi'nden ve son çıkan kitabımız Permakültüre Giriş'ten bahsettik, arada Ojos de Brujo'dan istek şarkı bile yaptık!
Bu arada Açık Radyo'nun mekanı ilk defa gitmiş olsanız bile insanda eski bir arkadaşı, kendi evinde, onyıldır değişmeyen odasında ziyaret etmeye benzeyen bir his yaratıyor. Yeni yerlerine giderken umarız üzeri stickerlarla dolu o stüdyo camlarını da söküp yanlarında götürürler : )

Cumartesi ve Pazar ise tezgah açtık; önce Şişli'de sonra Kartal'daki %100 Organik Pazar'da. Ahşap tezgahın üzerine örtümüzü serdik, üzerine Gezin'in elleriyle şekillendirdiği tabakları koyduk, içlerine gelenlerin ağzını tatlandırsın diye kayısı çekirdiği ve kuru üzüm serptik, sonra sabahtan Taksim meydanındaki çiçekçi teyzelerden aldığımız beyaz frezyaları ekledik ve en son da kitapları dizdik tezgaha özene bezene. Ve gelmeye başladınız, dostlarımız, uzaktan tanıdıklarımız, hiç tanışmadıklarımız, ilk defa görüp hemen ısındıklarımız...
Kiminiz arkadaşını getirdi, kimi eski dosttan bir selamı, kimi kendi yetiştirdiği fesleğeninden aldığı tohumları, kimi yan tezgahta pişen gözlemeleri... Kitaplarımızı verdik, dostuğunuzu aldık, içimiz ısındı, kompost atölyesini yan gözle izledik, bir sürü şey öğrendik, bardak bardak çay içtik, Victor'un anısına adadığımız Permakültüre Giriş'in satışının %15'ini Buğday Derneğine bağışladık, şükrettik, iyi kitaplara ve iyi insanlara...
Geldiniz, hiç eksik olmayın.



