MERHABA!

Sinek Sekiz, sürdürülebilir yaşamla ilgili ilham verici bilgileri paylaşmak için kurulmuş küçük ve bağımsız bir yayınevidir.

KİTAPLAR

 


Slow Food Devrimi
Carlo Petrini 

Ekoloji Cep Rehberi
Ernest Callenbach

Permakültüre Giriş
Bill Mollison 

SATIŞ NOKTALARI

Kitaplarımızı aşağıdaki kitabevlerinde bulabilirsiniz:

İstanbul (Avrupa)
Mephisto
Pandora
Robinson Crusoe
İstanbul (Anadolu) 
Gergedan

Ankara 
Dost
Dipnot
İmge
Arkadaş
ODTÜ-Öykücü  

İzmir
Yakın

TAKVİM

30 Temmuz 2011, Çanakkale
Bayramiç Tohum Takas Şenliği 

25 Mayıs 2011, İstanbul
'Bahçecilere Defter' Atölyesi
Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi 

10 Nisan 2011, İstanbul
Permakültüre Giriş, tanıtım
Kartal, %100 Organik Pazarı 

9 Mart 2011, İstanbul
Permakültüre Giriş, tanıtım
Şişli, %100 Organik Pazarı

18 Mart 2011, İzmir
Kitap tanıtımı, defter atölyesi 
Ege ÜniversitesiFen Fakültesi

ALBÜMLER
Mail Listesi
This form does not yet contain any fields.

    Entries in kitaplar (8)

    Perşembe
    Haz232011

    Alternatif Yollar...

    Sinek Sekiz kitapları bazı kitapçılarda var biliyorsunuz, şimdilik bir dağıtım ağına dahil değiliz bu yüzden. Bize info@sineksekiz.com'a bir mail atarak kitap siparişi verebilirsiniz, güzelce paketleyip adresinize göndeririz. Bir de bize destek olan, aynı dilden konuştuğumuz insanlar ve onların işlettiği mekanlar var. Buralarda da kitapları bulabilirsiniz.

    Bunlardan biri Cihangir'deki Kahve 6. Hani Cihangir kahvesinden deniz istikametine doğru giderken sağdaki ikinci sokaktaki o güzel bahçeli kafe. Sahibeleri permakültür destekçisi olduklarından, girişteki panoda konuyla ilgili bilumum fotoğraf bilgi, gazete çıkmış haberler asılı. Sırrı Süreyya ile Victor'un, Buğday Derneği ile Marmariç'in yanyana durduğu bir pano..

    Bizim kitaplar da işte bu panonun yanıbaşında dizilmiş duruyorlar mutlulukla. Cihangir civarlarında olduğunuzda, eğer hiç gitmediyseniz bir uğrayın, taze meyveli, buğdaylı, tahinli karışımla ruhunuzu tatlandırın, felafelle doyun, çılbırla gözünüz şenlensin, isterseniz kitapları da bir karıştırın, dilerseniz alın, okumaya başlayın.

    Ayrıca Beşiktaş'taki Sıdıka, Nişantaşı'ndaki Kantin'de de varız. Her ikisi de Slow Food destekçisi, iyi bir yemeğin ancak herkes için adil bir ticaretle, doğaya saygılı bir üretimle mümkün olabileceğini bilen, bunu da kendi restoranlarında uygulayan güzel insanların mekanları. Aklınızda olsunlar... 

    Cuma
    Haz102011

    Slow Food'un ABC'si


    Sinek Sekiz Sürdürülebilir Yaşam Kitapları'nın 3.sü, Slow Food Devrimi yakında çıkıyor. Kitabımızın baskısı bitene kadar, konuya aşina olmayanlarla Slow Food'la ilgili temel kavramları anlatan bu küçük sözlüğü paylaşalım istedik. (Metni Slow Food'un sitesinden aldık ve çevirdik, orijinali buradadır)

    Konviviyum: Bölgesel Slow Food kollarına verilen isim. Konviviyumlar her yıl yemek buluşmaları ve tadım günleri gibi birçok etkinlik düzenler. Slow Food üyeleri bu etkinliklerde güzel yemek yemenin keyfini paylaşmak, yerel üreticileri ve çiftlikleri ziyaret etmek, çocuklar ve yetişkinler için konferanslar, toplantılar, film festivalleri, tadım eğitimi kursları düzenlemek, Topluluk Destekli Tarım projelerini tanıtmak için bir araya gelir. Amaçları yerel gıdalar ve üreticiler hakkında bilgi edinmek ve diğer üreticilere bu konularda bilgi sunmaktır. Konviviyumlar Slow Food’un omurgasını oluşturur. Zamanlarını ve enerjilerini gönüllü olarak ortaya koyan üyeler olmaksızın bu konviviyumların varlığını sürdürmesi mümkün değildir. Dünyada şu an 1300’ün üzerinde konviviyum vardır. 

    Konviviyum lideri: Konviviyumların seçilmiş lideri.

    Üretim ortağı: Tüketiciler olarak toplu halde yaptığımız tercihler gıdanın yetiştirilmesi ve üretilmesi üzerinde önemli etkiler yaratabilir. Slow Food bunu vurgulamak amacıyla ortak üretici terimini üretmiştir. Ortak üreticiler tüketicilerin pasif konumunun ötesine geçip, gıdanın üretim sürecinde ve bu süreçteki sorunların üstesinden gelinmesinde söz sahibi olmayı amaçlayan kişi veya kurumlardır. Gıda üreticilerini aktif bir şekilde destekleyerek üretim sürecinin bir parçası olurlar.

    Gündelik gıda: Her gün tüketilen besin maddelerini tanımlamak için kullanılan terimdir. Slow Food çevresel ve toplumsal anlamda sorumlu bir şekilde üretilen gıdalara dayanan bir gündelik beslenme biçimini benimser.

    Earth Market Ağı: Slow Food felsefesi doğrultusunda kurulan çiftçi pazarlarıdır. Topluluklar tarafından kurulan bu pazarlar yerel üreticilerin sürdürülebilir yöntemlerle ürettiği sağlıklı ve nitelikli gıdayı tüketiciye aracısız olarak ve çok ucuza sunduğu buluşma noktalarıdır. Bu ağ aynı zamanda yerel gıda kültürlerinin ve biyoçeşitliliğin korunması için çalışır. www.earthmarkets.net

    Ekogastronomi: Yediğimiz yemeklerle gezegenimiz arasında güçlü bir bağlantı olduğunu, gıda seçimlerimizin çevre ve toplum üzerinde büyük bir etki yaratacağını ifade eden terimdir.

    Gıda toplulukları: Belirli bir gıdanın üretimi için belirli bir coğrafi bölgede bir araya gelen küçük ölçekli üreticilerdir. Slow Food tarafından 2004 yılındaki ilk Terra Madre toplantısında kullanılan bu terim gıdaya, tarıma, geleneklere ve kültüre dayalı yeni bir yerel ekonomi fikrini yansıtır. Gıda topluluğu üyeleri kaliteli ürünleri az miktarda ve sürdürülebilir yöntemlerle üretir. Terra Madre ağında 150 ülkeden 2000’i aşkın gıda topluluğu bulunmaktadır.

    İyi, temiz ve adil: Slow Food’un gıda ve gıda üretimi anlayışının üç ana ilkesidir ve Kalite Manifestosu’nda şu şekilde tanımlanmıştır:
    İyi: Duyulara hitap eden ve yerel kültürün bir parçası olan, taze, lezzetli ve mevsimlik gıda.
    Temiz: Çevreye, hayvanlara veya insan sağlığına zarar vermeyen gıda üretimi ve tüketimi.
    Adil: Tüketiciler için makul seviyelerde tutulan fiyatlar ve küçük ölçekli üreticiler için adil şartlar ve ödemeler.

    Öğrenen topluluk: Sürdürülebilir gıdayla ilgili eğitici bir etkinlik veya program çerçevesinde bir araya gelen insan grubu.

    Yerel ekonomi: Yerel ürünlerin ve hizmetlerin tercih edilmesini teşvik eden ekonomik sistemlerdir. Slow Food yerel toplulukların tatminkar kazançlar sağlayabilecek ve ekosistemlere, insan sağlığına ve kültürlere saygılı mikro ekonomiler oluşturabileceğine inanır; bu yüzden Slow Food felsefesini gıdaya, tarıma, geleneklere ve kültüre dayalı ‘yerel ekonomi’ düşüncesi belirler.

    Neogastronomi: Damak zevkimize, yaşadığımız çevreye ve toplumumuza yönelik gıda seçimleri yapabilmemizi sağlayan multidisipliner gastronomi anlayışı.

    Korumalar (Presidium): Slow Food'un zanaatkar gıda üreticilerine doğrudan destek olabilmek amacıyla biyoçeşitliliği korumak için yürüttüğü projeler. 

    Tadım eğitimi: Slow Food’un duyuların canlandırılmasına ve terbiyesine dayanan gıda eğitimi anlayışı ve bu yaklaşım doğrultusunda gıda üretiminin bütün yönleriyle incelenmesi.

    Terra Madre: Slow Food tarafından doğaya, geleneklere ve topluluklara saygılı sürdürülebilir gıda üretim yöntemlerini korumak ve tanıtmak isteyen insanları bir araya getirmek amacıyla 2004 yılında oluşturulan ağ. Terra Madre gıda toplulukları Slow Food’un iyi, temiz ve adil gıda ilkelerine dayanan kalite düşüncesini hayata geçirir. Bu ağ dünyanın birçok yerinde düzenlenen toplantılarda gıda sistemini nasıl iyileştirebileceklerini tartışan küçük ölçekli çiftçi ve üreticilerden, aşçılardan, akademisyenlerden, tüketicilerden, sivil toplum kuruluşlarından ve gençlerden oluşur. Bu ağ çerçevesinde gerçekleştirilen projeler ve değişim programları bilginin ve uygulamaların paylaşımını teşvik eder.

    Terra Madre Günü: Sürdürülebilir yöntemlerle üretilmiş yerel gıdanın tüketilmesinin faydalarını aktarmak amacıyla Slow Food ve Terra Madre ağı tarafından her yılın 10 Aralık günü düzenlenen etkinlik. İlk olarak 2009 yılında, Slow Food’un kuruluşunun 20. yıldönümünü kutlamak amacıyla düzenlenmiştir.

    Terra Madre bölge toplantıları: Terra Madre Brezilya, Terra Madre İrlanda, Terra Madre Toskana gibi, ulusal ya da bölgesel ölçekte gerçekleştirilen Terra Madre ağı toplantıları.

    Terra Madre Gıda Toplulukları Dünya Toplantısı: İtalya’nın Torino şehrinde 2004 yılından beri iki yılda bir düzenlenen Terra Madre toplantısı. Bu toplantılarda 150 ülkeden 5000’in üzerinde temsilci bir araya gelmektedir.

    To the Origins of Taste (Lezzetin Kökenine Doğru): Gıdayı duyularımız aracılığıyla nasıl algılayabileceğimizi konu alan Slow Food tadım eğitimi rehberi. İlk olarak 2008 yılında yayınlanmıştır.

    Gastronomi Bilimleri Üniversitesi: 2003 yılında İtalya’nın Piedmont ve Emilia-Romagna bölgeleriyle Slow Food tarafından ortaklaşa olarak kurulan bu okul, gıdanın üretim aşamasından bir yemek olarak soframıza geldiği ana kadar geçen tüm süreçleri bir bütün olarak ele alarak yeni bir gastronomi anlayışına öncülük etmiştir. Üniversitede multidisipliner öğrenme modeli, fen bilimleriyle beşeri bilimlerin birleştirilmesi, duyuların iletişim yöntemleriyle terbiye edilmesi ve saha çalışmalarıyla desteklenen sınıfiçi çalışmaları olmak üzere dört program uygulanır. Mezunlar gıda üretimi ve nakliyesi, turizm, tüketici eğitimi, sivil toplum kuruluşları, iletişim ve gazetecilik gibi alanlarda meslek sahibi olur. www.unisg.it   

    Perşembe
    Haz022011

    Victor'un Tohumları...

    Bugün iliklerimizi ısıtan havayı bulmuşken işlerimizi bahçedeki masa başında yapalım dedik. Önümde bilgisayar ekranı, elimizde düzeltiden kağıt kağıtlar, yeni çıkacak 3. kitabımız Slow Food Devrimi'nin gözden geçirmesini yapıyorum. Metne dalıp gitmişken postacının sesine uyandım; bahçe kapısından içeri kahverengi bir zarf atıverdi. Aldım, açtım, baktım ki Buğday'dan geliyor; üye olduğumuz biricik derneğimizin 3 ayda bir çıkan Ekolojik Yaşam Rehberi ve onunla birlikte Victor'muş gelen...

    Daha önce de olmuştu, bundan tam 2 ay önce Permakültüre Giriş'i yayına hazırlarken, tam da aynı işleri, hava buz gibi olduğu için bahçede değil editörümüz Betül'ün evinde yaparken gelmişti Victor, içimize oturmuştu haberi. Düzeltilere ara verip, otobüse binip, acıyla karışık bir sürü duyguyla Bodrum'a cenazeye gitmiştim. Bugün fide olan tohumları, üzerinde Victor'un resmi olan bir poşetin içinde, Gizem'in elinden işte o cenazede almıştım.

    Buğday'ın rehberi gelince, bir Victor'un resimlerine bir de bizde büyüyen tohumlarına baktım. Sonra sayfalarda ilerleyince, Permakültüre Giriş'in kapağını ve yazısını gördüm. 'Victor Ananias'ın anısına...' diye, cenaze dönüşü, son düzeltileri girip matbaaya gönderdiğimiz kitabımız.

    Hayat ne garip, ne çok tesadüfle, acıyla, mutlulukla dolu, ne bereketli, ne muhteşem... Onca can acıtan, yoran, enerjimizi alıp götüren bir gündem varken ülkede, siz de hatırlayın istedim küçücük bir tohumun gücünü ve kaybetmeyin o herşeyi mümkün kılan inancınızı; yeniden, her zaman var eden yaşamın gücüne...

    Cuma
    May272011

    Yeni Kitap için Çalışırken

    Evet yeni kitap yolda! Sinek Sekiz Sürdürülebilir Yaşam Kitapları'nın 3.sü, Carlo Petrini ve Gigi Padovani'den Slow Food Devrimi olacak. Çağrı Ekiz'in çevirisi, Betül Kadıoğlu'nun editörlüğü, Gökçen Erguven'in mizanpajı ve Defne Koryürek'in önsözüyle! Herşey neredeyse hazır, kapak için de bu haftasonu kamptayız. Biter bitmez sizinle paylaşmak için sabırsızlanıyoruz!

    Pazartesi
    Nis182011

    Adrese Ücretsiz Kargo 

    Permakültüre Giriş çalıştığımız kitapçılarda bulunuyor. Ama İstanbul, Ankara ya da İzmir dışında bir yerde yaşıyorsanız ya da kitabevine gidecek vaktiniz yoksa Permakültüre Giriş'i doğrudan bizden almanız mümkün. Kitabınızı güzelce paketleyip, gönderim ücreti bizden olacak şekilde adresinize ulaştırıyoruz.

    Bunun için adresinizi info@sineksekiz.com'a göndermeniz ve size ileteceğimiz hesap numarasına havale yapmanız yeterli. Aklınızda olsun.

     

    Salı
    Nis122011

    Radyoda Konuşmak, Pazarda Tezgah Açmak

    Cuma'dan başlayarak 3 güzel gün geçirdik, aslında çok da yorulduk; hala tam kendimize gelmiş değiliz; yazınca son kalan tortunun da buharlaşıp havaya karışacağını biliyoruz, o yüzden vakit kaybetmeden başlayalım anlatmaya...

    Her şey Cuma günü sabah 6:40'daki ada vapuruna binmemizle başladı. Büyükada'dan Kabataş'a, deniz ve gök arasındaki her şeyi pastel renklerle boyayan bir ışık altında yolculuk ettik. Şehre varır varmaz, ışık azaldı, arabalar arttı. Karmaşaya çok dalmadan içimizdeki sakinliği korumaya çalışarak güne başladık. Önce Tophane'deki depoya seyirtip, Ankara'ya gidecek kitapları, Ankara'ya gidecek olan bir tanıdığın arabasına yerleştirme işini hallettik. Sonra da Harbiye taraflarına, Açık Radyo'nun yakında taşınacağı binasına gittik. Zira bu sefer her Cuma saat 10:30'da kulak kabarttığımız 'Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam' programının dinleyicisi değil konuğuyduk. Zeynep Çelen'le yarım saat boyunca Sinek Sekiz Yayınevi'nden ve son çıkan kitabımız Permakültüre Giriş'ten bahsettik, arada Ojos de Brujo'dan istek şarkı bile yaptık! 
    Bu arada Açık Radyo'nun mekanı ilk defa gitmiş olsanız bile insanda eski bir arkadaşı, kendi evinde, onyıldır değişmeyen odasında ziyaret etmeye benzeyen bir his yaratıyor. Yeni yerlerine giderken umarız üzeri stickerlarla dolu o stüdyo camlarını da söküp yanlarında götürürler : ) 

    Cumartesi ve Pazar ise tezgah açtık; önce Şişli'de sonra Kartal'daki %100 Organik Pazar'da. Ahşap tezgahın üzerine örtümüzü serdik, üzerine Gezin'in elleriyle şekillendirdiği tabakları koyduk, içlerine gelenlerin ağzını tatlandırsın diye kayısı çekirdiği ve kuru üzüm serptik, sonra sabahtan Taksim meydanındaki çiçekçi teyzelerden aldığımız beyaz frezyaları ekledik ve en son da kitapları dizdik tezgaha özene bezene. Ve gelmeye başladınız, dostlarımız, uzaktan tanıdıklarımız, hiç tanışmadıklarımız, ilk defa görüp hemen ısındıklarımız... 

    Kiminiz arkadaşını getirdi, kimi eski dosttan bir selamı, kimi kendi yetiştirdiği fesleğeninden aldığı tohumları, kimi yan tezgahta pişen gözlemeleri... Kitaplarımızı verdik, dostuğunuzu aldık, içimiz ısındı, kompost atölyesini yan gözle izledik, bir sürü şey öğrendik, bardak bardak çay içtik, Victor'un anısına adadığımız Permakültüre Giriş'in satışının %15'ini Buğday Derneğine bağışladık, şükrettik, iyi kitaplara ve iyi insanlara...
    Geldiniz, hiç eksik olmayın. 

    Çarşamba
    Nis062011

    1kitap, 3 fotoğraf

    Pazartesi
    Nis042011

    Permakültüre Giriş şehre dağılmaya başladı!

    2 senelik yoğun bir ilişkiydi Permakültüre Giriş'le aramızdaki. Biz ona çok emek verdik, o bize çok şey öğretti. Ama sonunda ortaya çıkan şey bütün beklemelere, çalışmalara ve sıkıntılarımıza değdi. Ve işte en müjdeli haber: bu hafta sonu itibariyle Permakültüre Giriş İstanbul'da dolanmaya, kendi yolunu çizmeye başladı. Kitapçılara dağıldı, vitrinlerden meraklı gözlerle yeni hayatını izlemeye başladı. Herşey yeni, herşey çok heyecanlı! Gelişmeleri bize aktaracak biz de artık aksatmadan yazacağız. Bu arada bilesiniz ki kendisi artık bizim değil okuyucusunun, yani sizin kitabınızdır. Güle güle, seve seve okuyun! 


    İstiklal caddesi, Robinson Crusoe Kitabevi vitrini, 2 Nisan 2011.