Victor'un Tohumları...
Haziran 2, 2011 

Bugün iliklerimizi ısıtan havayı bulmuşken işlerimizi bahçedeki masa başında yapalım dedik. Önümde bilgisayar ekranı, elimizde düzeltiden kağıt kağıtlar, yeni çıkacak 3. kitabımız Slow Food Devrimi'nin gözden geçirmesini yapıyorum. Metne dalıp gitmişken postacının sesine uyandım; bahçe kapısından içeri kahverengi bir zarf atıverdi. Aldım, açtım, baktım ki Buğday'dan geliyor; üye olduğumuz biricik derneğimizin 3 ayda bir çıkan Ekolojik Yaşam Rehberi ve onunla birlikte Victor'muş gelen...
Daha önce de olmuştu, bundan tam 2 ay önce Permakültüre Giriş'i yayına hazırlarken, tam da aynı işleri, hava buz gibi olduğu için bahçede değil editörümüz Betül'ün evinde yaparken gelmişti Victor, içimize oturmuştu haberi. Düzeltilere ara verip, otobüse binip, acıyla karışık bir sürü duyguyla Bodrum'a cenazeye gitmiştim. Bugün fide olan tohumları, üzerinde Victor'un resmi olan bir poşetin içinde, Gizem'in elinden işte o cenazede almıştım.
Buğday'ın rehberi gelince, bir Victor'un resimlerine bir de bizde büyüyen tohumlarına baktım. Sonra sayfalarda ilerleyince, Permakültüre Giriş'in kapağını ve yazısını gördüm. 'Victor Ananias'ın anısına...' diye, cenaze dönüşü, son düzeltileri girip matbaaya gönderdiğimiz kitabımız.
Hayat ne garip, ne çok tesadüfle, acıyla, mutlulukla dolu, ne bereketli, ne muhteşem... Onca can acıtan, yoran, enerjimizi alıp götüren bir gündem varken ülkede, siz de hatırlayın istedim küçücük bir tohumun gücünü ve kaybetmeyin o herşeyi mümkün kılan inancınızı; yeniden, her zaman var eden yaşamın gücüne...









