MERHABA!

Sinek Sekiz, sürdürülebilir yaşamla ilgili ilham verici bilgileri paylaşmak için kurulmuş küçük ve bağımsız bir yayınevidir.

KİTAPLAR

 


Slow Food Devrimi
Carlo Petrini 

Ekoloji Cep Rehberi
Ernest Callenbach

Permakültüre Giriş
Bill Mollison 

SATIŞ NOKTALARI

Kitaplarımızı aşağıdaki kitabevlerinde bulabilirsiniz:

İstanbul (Avrupa)
Mephisto
Pandora
Robinson Crusoe
İstanbul (Anadolu) 
Gergedan

Ankara 
Dost
Dipnot
İmge
Arkadaş
ODTÜ-Öykücü  

İzmir
Yakın

TAKVİM

30 Temmuz 2011, Çanakkale
Bayramiç Tohum Takas Şenliği 

25 Mayıs 2011, İstanbul
'Bahçecilere Defter' Atölyesi
Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi 

10 Nisan 2011, İstanbul
Permakültüre Giriş, tanıtım
Kartal, %100 Organik Pazarı 

9 Mart 2011, İstanbul
Permakültüre Giriş, tanıtım
Şişli, %100 Organik Pazarı

18 Mart 2011, İzmir
Kitap tanıtımı, defter atölyesi 
Ege ÜniversitesiFen Fakültesi

ALBÜMLER
Mail Listesi
This form does not yet contain any fields.

    Entries in Kendi besinini kendin yetiştir (3)

    Perşembe
    Haz022011

    Victor'un Tohumları...

    Bugün iliklerimizi ısıtan havayı bulmuşken işlerimizi bahçedeki masa başında yapalım dedik. Önümde bilgisayar ekranı, elimizde düzeltiden kağıt kağıtlar, yeni çıkacak 3. kitabımız Slow Food Devrimi'nin gözden geçirmesini yapıyorum. Metne dalıp gitmişken postacının sesine uyandım; bahçe kapısından içeri kahverengi bir zarf atıverdi. Aldım, açtım, baktım ki Buğday'dan geliyor; üye olduğumuz biricik derneğimizin 3 ayda bir çıkan Ekolojik Yaşam Rehberi ve onunla birlikte Victor'muş gelen...

    Daha önce de olmuştu, bundan tam 2 ay önce Permakültüre Giriş'i yayına hazırlarken, tam da aynı işleri, hava buz gibi olduğu için bahçede değil editörümüz Betül'ün evinde yaparken gelmişti Victor, içimize oturmuştu haberi. Düzeltilere ara verip, otobüse binip, acıyla karışık bir sürü duyguyla Bodrum'a cenazeye gitmiştim. Bugün fide olan tohumları, üzerinde Victor'un resmi olan bir poşetin içinde, Gizem'in elinden işte o cenazede almıştım.

    Buğday'ın rehberi gelince, bir Victor'un resimlerine bir de bizde büyüyen tohumlarına baktım. Sonra sayfalarda ilerleyince, Permakültüre Giriş'in kapağını ve yazısını gördüm. 'Victor Ananias'ın anısına...' diye, cenaze dönüşü, son düzeltileri girip matbaaya gönderdiğimiz kitabımız.

    Hayat ne garip, ne çok tesadüfle, acıyla, mutlulukla dolu, ne bereketli, ne muhteşem... Onca can acıtan, yoran, enerjimizi alıp götüren bir gündem varken ülkede, siz de hatırlayın istedim küçücük bir tohumun gücünü ve kaybetmeyin o herşeyi mümkün kılan inancınızı; yeniden, her zaman var eden yaşamın gücüne...

    Perşembe
    Nis282011

    Şehrin Göbeğinde, Binaların Tepesinde Besin Yetiştirmek

    Hiç olur mu diyenler yoktur herhalde aranızda : ) Zira bal gibi de oluyor. Şehrin göbeğinde de olsa binaların tepeleri aslında, aşağıdaki kalabalıktan ve keşmekeşten uzak, güneşi çokça alan, yağmur suyunun toplanabileceği ve bütün bu sebeplerle her türlü bitki yetiştirmeye oldukça elverişli alanlar.

    Bu fotoğraflarını gördüğünüz yavru bir bostan. Henüz büyüme aşamasında. Konumlandığı yer Beyoğlu'nun göbeğindeki bir binanın en üstteki, camla kaplı terası. Hiçbir canlılın yaşamadığı betonla ve çelikle kaplı bu kutuyu yaşayan bir yere dönüştürmek için uğraşıyoruz bir süredir. Yazın sonundaki halini görünce bakalım tanıyabilecek misiniz : ) Adım adım gelişimi fotoğraflayıp sizinle paylaşacağız. Takipte kalın.

    Cumartesi
    Nis162011

    Adada Hayat

    İstanbul'da mevsimler meğer ne dengesizmiş! Nisan ortasına geldik ama hala kapı pencere kapalı oturuyor, toprak yeterince ısınmadığı için bostan işlerine yeterince vakit ayıramıyor, fidelerimizi ekmeye başlayamıyoruz. Güneş işveli ve hain; kendini gösterip kaçmak pek hoşuna gidiyor. Neyse ki artık numarasını öğrendik, ani bastıran yağmurlarda, haber vermeden gelen poyrazlarda faka basmıyoruz. Hava açtığı anda da, bu hediyenin kıymetini bilip fidelerimizi güneşe çıkarıyoruz.

    Evimizin arkasından başlayan ve adanın batısına doğru gittikçe büyüyen bir orman var. İnsanların attığı çöplere ve bin türlü özensizliğe rağmen orman altı örtüsü yine de iyi durumda. Bunda en büyük pay kuşkusuz ormana otlamaya gelen hayvanların. Atlar, inekler ve gariban eşekler kendilerine besin sağlayan toprağı gübreleriyle besledikleri için orman toprağı sağlıklı. Ekeceğimiz tohumlar için biz de bu toprağı kullanıyoruz. 

    Fasulye, domates, patlıcan, biber, kabak, salatalık, fesleğen tohumlarını küçük kağıt saksılardaki topraklarına koyduk bile. Siz de başladınız mı bostan hazırlıklarına? Belki çoktan çıkmıştır bile fideleriniz, yazsanız ya...