Büyük Anadolu Yürüyüşü
Nisan 13, 2011 

Anadolu'nun 4 köşesinden yola çıkan insanlar yürüyorlar... Duydunuz mu, hissettiniz mi? Doğa için, doğayla birlikte, ayakları bir adım, bir adım daha atıyor. Günde 20 km yürüyüyorlar, günlerdir... Yüzlerce, yüzlerce kişi Ankara'ya ilerliyor. Ankara'da ne mi var? Kendi ülkesinin neredeyse tüm akarsularını, derelerini, su kaynaklarını şirketlere satan, kendine besin üreten çiftçisini yoketmeyi modernlik sanan ve hatta ormanda yaşayan yabani hayvanlarını dahi Amerika'dan gelen avcılara, vursunlar diye pazarlayan, mecliste kendi ülkesinin doğa anasını satışa çıkaran milletvekilleri var.
Bu ülkede yaşayan ve suyunun, toprağının, güneşinin, bitkisinin, canlısının kıymetini bilen, onlarsız hayatta kalamayacağını dahası böyle bir hayatının bir anlamı olmayacağını bilen binlerce, yüzbinlerce kişiyiz aslında. Ve artık bizi hayatta tutan şeyleri savunmanın vakti geldi.
Siz de yaptığınız işe, bulunduğunuz şehre, yaşınıza, cinsiyetinize, sizin ne olduğunuzu size söyleyenlere bakmadan.. Sadece sevdiğiniz domatesi, bir zeytin ağacını, kirpiyi, yeni doğmuş buzağıyı, annesinin kendi yavrusunun sütünden ayırdığı sütü, içtiğiniz suyu ... Sadece sevdiğiniz için yaşatmaya çalışın. Belki farkında değilsiniz, ki bunu da anlıyoruz, hepimiz para kazanılarak hayatta kalınan bir çağda yaşıyoruz, ve para kazanmak için yapılan onca iş arasında kayboluyorsunuz, size iyinin ne olduğunu söyleyen içinizdeki o sesi duymamaya başlıyorsunuz, biliyoruz. Ama lütfen o sesi duymaya başlayın. Birşeyler yapmaya başlayın. Birşeyler yapanlara destek olmaya başlayın. Çünkü her şey birbiriyle bağlantılı ve yaşam, onu oluşturan her şeyle, bütün o şeylerin toplamı kadar güzel...



